KOLON KANSERİ


“Kolon kanseri” sık görülen fakat önlenebilen bir kanserdir. Erkeklerde akciğer ve prostat kanserinden sonra üçüncü en sık, kadınlarda ise meme kanserinden sonra ikinci en sık görülen kanserdir.

KOLON KANSERİNİN TOPLUMDA YAYGINLIĞI

“Kolon kanseri” sık görülen fakat önlenebilen bir kanserdir. Erkeklerde akciğer ve prostat kanserinden sonra üçüncü en sık, kadınlarda ise meme kanserinden sonra ikinci en sık görülen kanserdir. Ortalama risk altındaki kişilerin hayatları boyunca kolon kanserine yakalanma riski %5 dir ve bu değer 50 yaşından sonra hızla artmaya başlar (hastaların %90 kadarı tanı anında 50 yaşın üzerindedir).

Tanı aldıktan sonra hastaların 5 yıl yaşama şansı ortalama %61 dir. Kolon kanserinden ölümler Amerikada 1987 den sonra yarı yarıya azalmıştır. Bunun tek sebebi tarama amaçlı kolonoskopi ile kanserin erken evrede tanısı ve dolayısı ile daha etkin tedavisidir.


KOLON KANSERİNİN DOĞAL SEYRİ

Kanser genelde kontrolsüz hücre çoğalmasıdır. Hastalık kalın bağırsak iç yüzeyini oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile başlar. Kontrolsüz çoğalma kanser oluşturmadan önce uzun süre polip döneminden geçer.


"Kolon polipleri" kalın bağırsak iç yüzeyinden gelişip bağırsak lümenine doğru büyüyenen oluşumlardır (resim-1). Bunların bir kısmı hiperplastik (kanserleşme eğilimi olmayan) yapıya sahip olup zararsız iken, bir kısmı "adenomatöz" yapıya sahip olup 5-6 yıl gibi uzun bir sürede %5 oranında kanserleşirler. "Adenomatöz poliplerin" büyüme hızı yılda 2-4mm kadardır. Polipin çapı 1cm den büyük ise veya kişide birden fazla polip aynı anda varsa bunların kansere dönüşme riski daha fazladır. Genelde 2cm üzerinde kanserleşme riski %20 iken bu oran çapın artması ile büyür. Kolon kanserlerinin (resim-2) çoğu işte bu adenomatöz özellik gösteren kolon poliplerinden gelişir. Bu cins polipler 50 yaşlarında toplumun %25, 70 yaşlarında ise %45 kadarında bulunur. Polipler genelde klinik olarak belirti vermediğinden bu aşamada tek tanı yöntemi tarama amaçlı yapılan kolonoskopidir.

Polip aşamasını geçip kansere dönüşmesi ile kanser hücreleri önce bağırsak duvarının derin tabakalarına ilerler. Kanser ile savaşan bağışıklık sistemi bu hücreleri hastalığın olduğu bölge lenf bezlerinde sınırlamaya çalışır ancak zamanla başarısız kalır. Lenf bezi engelini aşan kanser hücreleri kan yoluyla önce karaciğere daha sonra da akciğer ve vücudun diğer alanlarına yayılır. Kanserli hücrelerin yayıldığı alanlara göre farklı belirtiler çıkar. Yayılmanın fazla olması ise tedavide başarı şansını azaltır


KOLON KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Tüm kanserlerde olduğu gibi hastalığın hiçbir belirtisinin olmadığı (asemptomatik) ve belirtilerin olduğu (semptomatik) dönem vardır.

Zayıflama, halsizlik gibi bağırsağı ilk planda düşündürmeyen şikayetler yanında karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında değişme (her zamanki tuvalet alışkanlığının 1 aydan uzun bir süre ishal veya kabızlık şeklinde değişmesi) ve/veya dışkılama sırasında kan görülmesi en sık belirtileridir. Hastaların çoğunda kanama yavaş ve aralıklı olduğundan ve birçok hasta tuvalet sonrası dışkısına bakmadığından kanama geç fark edilir. Bazı hastalarda ise izah edilemeyen bir kansızlık nedeni ile yapılan inceleme sırasında tesbit edilebilir. İleri aşamada kanserli hücrelerin yayıldığı organlara (karaciğer ve akciğer) göre ek belirtiler olur.


KOLON KANSERİ TANISI NASIL KONULUR ?

Kolon kanseri tanısı "kolonoskopi" ile konulur. Kolonoskopi işlemi anal kanaldan içeri sokulan özel aletler ile yapılır. Bu aletlerin ucundaki video-kamera sistemi ile 1-2mm çapındaki çok ufak değişikler bile rahatlıkla fark edilir. Hastalıklı alanlardan alınan biyopsinin mikroskopik incelemesi ile tanı kesinleşir.

Toplumun tümüne kolonoskopi yapmak hem hastalar (riskli ve zahmetli) hem de kaynaklar açıdan (işlemi yapacak Dr, aletler ve maliyet) mümkün değildir. Bundan dolayı risk altındaki grupları iyi belirlemek gerekir.

"Ortalama risk" altındaki kişiye (şikayeti olmayan ve toplumun büyük çoğunluğu) nasıl tarama yapılmalıdır ?

Taramaya 50 yaşında başlanmalıdır.

Taramanın amacı sadece erken tanı ise "gaitada gizli kan" metodu (her yıl hastanın gaitasında kan varlğı laboratuvarda araştırılır) önerilir. Hasta açısından çok rahat ve ucuz bir yöntemdir. Pozitif çıkması bağırsakta bir hastalık olduğunu düşündürür ve bunun anlaşılması için kolonoskopi yapılır.

Taramanın amacı hem erken tanı hem de kanser önleme ise "kolonoskopi" metodu seçilmelidir. Daha zor ve pahalı olmasına rağmen en kesin yöntemdir.

Her iki tarama metodu hakkında hastaya bilgi verilir ve sonuçta hasta kendi tercihini yapar. Kolonoskopi tercih edenlerde ilk inceleme normal çıkarsa 10 yılda bir tekrarlanmalıdır.


"Yüksek risk" altındaki kişiye (toplumun ufak bir kısmı) nasıl tarama yapılmalıdır? Aşağıdaki sorulardan birine evet cevabı verirseniz size daha erken (50 yaş öncesi) kolonoskopi gerekir.

a:Daha önceden kolon kanseri veya polibi tanısı aldınız mı ?

b:Aile bireylerinde kolon kanseri veya polibi tanısı alan var mı ?

Varsa, kaç kişide ve hangi yaşlarında iken bu tanılar konuldu ?

c:Kronik inflamatuvar bağırsak hastalığınız (ülseratif kolit - Crohn) var mı ?


Kolonoskopi nin yapılma yaşı taşınan risklere göre değişmekle birlikte 20-40 yaşlarında başlamalıdır. Kolonoskopinin tekrarlama sıklığı ise yine mevcut risklere göre genelde 1-3 yıl arasında değişmelidir (kolonoskopi başlama yaşını ve sıklığını doktorunuzdan öğrenmelisiniz).

Gaitada gizli kan metodu bu grupta kullanılmamalıdır.


Doku tanısı konulduktan sonra hastalığın vücutta yaygınlığı (evreleme) görüntüleme yöntemleri ile araştırılmalıdır. Bunun için Ultrasonografi, Bilgisayarlı tomografi (BT), Pozitron Emisyon Tomografi (PET) ve Magnetik rezonans (MR) kullanılır.

KOLON KANSERİ TEDAVİSİ NASIL YAPILMALIDIR?

Tüm kanserlerde olduğu gibi erken tanı tedavideki başarıyı etkileyen en önemli parametredir. Hastalığın evrelerine göre tedavi prensipleri aşağıda verilmiştir;


Kanser öncesi evre ("Adenomatöz polip" evresinde) kolonoskopi ile tesbit edilir ve aynı seansta polip çıkartılarak (polipektomi) tedavi kanser başlamadan sağlanmış olur. Bu aşamadan sonra yeni polip oluşma riskine karşı hastalar 3 senede bir tekrar kolonoskopi ile takip edilmelidirler. Eğitimli ve yeterli ekonomik kaynakları olan toplumlarda, hastalar şikayetleri yokken, sadece 50 yaşına geldikleri için tarama amaçlı "kolonoskopi" yaptırarak bu kanser öncesi aşamada polip tanısı alıp tedavi olabilirler.

Çok erken kanser evresi ("Kanserli polip" evresinde) de aynı şekilde tarama amaçlı yapılan kolonoskopi ile tesbit edilebilir. "Kolonoskopik polipektomi" yöntemi ile tüm polip çıkartılabiliyorsa ve mikroskopik incelemede kanser hücrelerinin polipin derin tabakalarına yayılmadığı gösterilmiş ise ve görüntüleme yöntemlerinde ek hastalık tesbit edilmemiş ise hastalar 6 aylık dönemler içinde takip edilirler. Lenf bezine yayılma şüphesi varsa (%2-7) hastalara operasyon (polibin olduğu alanın kalın bağırsak ile birlikte blok halinde çıkartılması) gerekebilir.

Erken kanser evresi ("lokalize kolon kanseri" evresinde) tanı konulursa önce evreleme yapılır. Bu noktada tedavide birçok doktor (gastroenterolog dışında, kolorektal cerrah, onkolog ve radyoterapist) devreye girmelidir. Evreleme yöntemleri ile hastalığın sadece kalın bağırsakta olduğuna karar verilirse cerrahi olarak kanserin olduğu bölge blok halinde çıkartılır. Çıkan organın patolojik incelemesinde hastalık bağırsak duvarı ile sınırlı ise ve lenf bezlerine yayılım yoksa ek tedaviye ihtiyaç yoktur. Lokal lenf bezlerine yayılım varsa tedaviye kemoterapi eklenmelidir.

Gecikmiş kanser evresi ("Sınırlı metastaz yapmış kolon kanseri" evresinde) aşamasında hem bağırsaktaki hastalıklı alan hem de yayılma alanlarına operasyon yapılarak hayatı uzatmak mümkündür.

Genel olarak kanser hücrelerinin karaciğer ve akciğere yayılması (metastaz) kötü seyir belirtisidir. Mide, pankreas ve akciğer kanseri hastalarında metastaz varsa bu hastalara ameliyat yapmak hayatı uzatmamaktadır. Ancak uygun vakalarda kemoterapi ile hayat uzatılmaya çalışılabilir.

Diğer kanserlerden farklı olarak kolon kanseri metastazlarından eğer sınırlı sayıda ve teknik olarak operasyona uygun metastazlar varsa, cerrahi yöntemler ile bunların çıkartılması ve yapılacak kemoterapi ile hayatı uzatmak mümkün olabilir.

Çok gecikmiş kanser evresi ("İleri evre metastazlı kolon kanseri" evresi) aşamasında hastalık vücudun birçok yerine yayılmış ise ve cerrahinin faydalı olmayacağı düşünülüyorsa medikal onkolog tarafından uygulanacak kemoterapi ile yaşam daha uzun ve konforlu yapılabilir.

Bu aşamada tümör bağırsak tıkanıklığına yol açarsa önce tıkanıklık alanına kolonoskopi yöntemi ile "metal stent" (tümörün yaptığı darlık alanına 2cm genişliğinde 10-15cm uzunluğunda pasajı sağlayacak tüp) takılarak hastanın dışkılaması ameliyatsız sağlanabilir. Bu basit işlem mümkün değilse operasyon ile tıkanıklık giderilmeye çalışılır.

Kalın bağırsağın anal kanala yakın (rektum) bölgesinin kanserleri tedavisinde ise operasyon öncesi uygun evreleme (MR ve endosonografi) yapıldıktan sonra yukardakilerden farklı olarak, uygun vakalarda radyoterapi seçeneği her zaman akılda tutulmalıdır.

SONUÇ:Kanser tanısında erken tanı hayatı kurtarır. Erken tanı koyabilmek için risk altındaki kişileri belirtiler oluşmadan taramak gerekir. Kolon kanseri, kanserler arasında bu açıdan en başarılı olunanlardan birisidir. Hastaya tarama amaçlı kolonoskopi ile kolon kanseri gelişmeden, polip döneminde tanı konulur ve polip çıkartılarak kansere dönüşmesi engellenebilir. Diğer taraftan yine belirtiler olmadan kolonoskopi ile zamanında yapılan taramada erken dönemde bir kanser yakalanabilir ve operasyon ile hayat kurtarılabilir. KOLON KANSERİ GÜNÜMÜZDE ARTIK ÖNLENEBİLEN BİR HASTALIKTIR.




.


Comments

Loading...

Author's Posts

COLON CANCER

PREVALENCE OF COLON CANCER IN THE POPULATION "Colon cancer" is frequent but a pr...

read more...

Related Articles