GENÇLİK AŞINIZ KENDİ HÜCRELERİNİZDE


İnsan yüzü zamanın etkilerini yansıtır. Bu görünüm insanoğlunun gerçek biyolojik saatidir. Bir önsöz, bir vitrin gibi; bir kapak, ya da içinde olanı bilinmeyen bir kutunun ambalajı gibi, yüzün yarattığı algı, insanın varlığının ilk sunumudur. İnsan kendisini bu algı ile tanır ve çevresine tanıtır. Yüz birbirini tanıma, farketme, değerlendirme, iletişimleri düzenlemede en öncelikli görüntüdür.

Zaman ilerledikçe yüz değişir, yıpranır, gençliğini yitirir. Yerçekimi etkisi ve dokuların elastikiyetinin azalması, hücre yenilenme döngüsünün değişmesi ile birlikte, alında, göz çevresinde kırışıklıklar, ağız çevresinde çizgilerin derinleşmesi, elmacık kemiklerinin üzerindeki yumuşak dokuların yanaklara doğru yer değiştirmesi şeklinde tipik yaşlanma izleri ortaya çıkar. Cildin gerginliği ve parlaklığı azalır.

En birincil iletişim enstrümanımız olan yüzümüze gösterdiğimiz özen, günümüzde “kendisini iyi, daha iyi hissetmek” adına korumanın ötesinde birşeyler yapmaya bizi zorlamıştır. Kozmetik ürünler, dolgu maddeleri, kırışıklık tedavileri, laser, estetik cerrahi girişimler artarak uygulanmaya devam ederken “hücresel tedaviler” de modern çağda mutluluk verici gelişmeler göstererek hayatımıza girmiştir.

Sağlığın pek çok alanında çalışmalar devam ederken, doku mühendisliği ile artık yüzün biyolojik saatine müdahale edilebilecek, etkili, güvenli, kalıcı, şaşırtıcı sonuçlar alabilmek mümkün hale gelmiştir. “Fibrocell Tedavisi” adı ile bilinen yöntem kişinin kendisinden alınan dokunun özel laboratuarda ayrıştırılıp bağ dokusu hücreleri olan fibroblastların çoğaltılıp kendisine enjeksiyonu şeklindedir.


Fibrocell tedavisi, kan tahlilini takiben, steril şartlar sağlanarak, lokal anestezi ile kulak arkasından alınan küçük bir deri parçasının özel nakil şartlarında, laboratuvara gönderilmesi ile başlar. Laboratuvarda bu deri parçasındaki ciltaltı bağ dokusunda yeralan fibroblastlar, uygun ortamlarda, 3-4 hafta süren işlemlerle 20 milyonluk 3 grup halinde, yani toplam yaklaşık 60 milyon hücre içeren son ürünlere çevrilirler. Elde edilen sıvı madde, hiçbir ek materyal içermeyen, tamamiyle kişinin kendisine ait dokulardan oluşan, enfeksiyon ya da başka hastalığa yol açmayacak bir canlı dolgu maddesidir. Toksik, karsinojenik, teratojenik, allerjik olmaması nedenleriyle en ideal biyolojik materyaldir.


Gençlik Aşısı ile,

  • Kırışıklıklar azalır,
  • Yara, Yanık, Çatlak veya Akne izleri silinir,
  • Cilt daha Parlak, Dolgun ve Gergin hale gelir.


İşlemin sonuçları kalıcığı 4-5 sene kadardır, herhangi bir yan etkisi yoktur.


Uygulama yapılan kişinin doku örnekleri, gerek güvenlik açısından, gerekse ileride aynı uygulamanın daha kolay yapılabilmesi için özel doku bankasında saklanır.


Doku mühendisliği ile uygulanan hücresel tedavilerde en öncelikli basamak güvenliktir. Hastanemizin çözüm ortağı olan Atigen-cell Hücre ve Gen Merkezi, rejeneratif tıp ve hücresel tedavi alanında uluslararası standartlarda ürün ve hizmet sunmayı amaçlayan, Avrupa İyi Üretim Uygulamaları (GMP) kalite standardına sahip ve Sağlık Bakanlığı tarafından faaliyetleri kapsamında ruhsatlandırılmış ülkemizin ilk biyoteknoloji şirketidir. Atigen-cell kendi alanında ülkemizde ilk olduğu gibi, üretim kapasitesi ve teknolojisi açısından Avrupa'nın da sayılı tesisleri arasındadır.

Hücre ve gen tedavileri alanında dünyadaki gelişmeleri takip ederek sistemini değişikliklere ve yeniliklere göre güncelleyen Atigen-cell, hücresel tedavi bir seçenek olduğunda hedef kitlesi olan bilim adamları, doktorlar ve sağlık kurumlarına kaliteli, güvenilir ve dünya standartlarında ürün ve hizmet sunmaktadır.

Sağlık alanındaki en modern gelişmelerden biri olan doku mühendisliği ile hücresel tedaviler, hastalıkların tedavisinde ve kaliteli yaşam sağlamada olduğu kadar estetik cerrahide de çığır açmaktadır.


Comments

Loading...

Author's Posts

REJUVENATION VACCINE

Your face reflects influences of aging. The facial appearance is the real biolog...

read more...

WOMEN AND AESTHETIC

In a world in which we are judged according to our appearance, the fact that we ...

read more...

​Operations of Prominent Ear

Deformities and anteriorly prominent appearance of ears during childhood may ann...

read more...

Related Articles